Kitapların arasında saklı duran o kütüphanede, yumuşacık koltuğunda oturan güzel kütüphaneci, içindeki ateşi dizginleyemiyordu. Müşterinin bakışları üzerindeydi; iri gözleriyle onu süzüyordu, ama kadın alışkındı böyle ilgiye. Sıcaklığını hissettiği o an, giysisinin altından amcığını hafifçe sıvazlamaya başladı. Parmaklarını yavaşça amcığının içine sokup, dış dudaklarını da çekiştirirken yüzündeki ifade hem utangaç hem de çılgınca arzuluya dönüştü.
Müşteri biraz daha yaklaştığında, nefesi kulaklarında hissediliyordu. Kadın utanmak yerine iyice koyvermişti kendini; elleri artık amcığından vazgeçmiyor, parmaklarını içine iyice bastırıp amını ıslatıyordu. Hareketleri hızlanıyor, kalçasını hafifçe oynatarak kendini gaza getiriyordu. Gözlerini kapadı ve tamamen hazda boğulduğu o anlarda, müşterinin izlediğini bilmenin verdiği hazzı derin derin içine çekti.
Yavaş yavaş elini dikip amına doğru indirdi. Biraz sonra iki parmağı birden sokup amcığını yaymaya başladı. Her hareketinde bağırtılar yükseliyor, sesi ince bir fısıltıdan çıldırmış bir hayvana dönüşüyordu. Kütüphanedeki sessizlik yerini ağır nefeslerin ve ısırılmış dudakların sesine bıraktı. Müşteri öylece kalakaldı; kadının ayarları kaçmıştı ve tam anlamıyla kendinden geçmişti.
Kadın elini çıkarmadan önce birkaç kere daha kalçalarını yukarı yukarı itti, içinde yankılanan zevk dalgalarıyla titriyor, sakso yapmaya başladığı kendi bedenini bırakmıyordu. Sonunda boynunu gerip yüksek bir inleme patlattı; orgazm bütün vücudunu sarsarken parmakları engel tanımadan içten dışa gidip geliyor, amını büzgülerle sıkıştırıyordu. O an öyle kirli ve agresifti ki ortam yanıyordu adeta.
Bütün bu çıplak arzunun ortasında kadın ayağa kalkıp alnındaki teri sildiğinde gözlerinde hem pişmanlık hem de yeni bir istek kıvılcımlanıyordu. Müşteriye döndüğünde aralarındaki elektrik hâlâ kesilmemişti; orada, kütüphane tozları arasında başlayan bu yasak oyunun henüz sonu yoktu…